Jandarma
komando bölükleri için tek katlı u harfi şeklinde binalar yapılmıştı. Unun bir
ucunda komutanlık ve idari kısım, diğer ucunda kantin ile gazino ortası ise
yatakhane olarak kullanılıyordu. Bu tip bina ortasında üç tarafı çevrili güvenli
bir boşluk sağlıyordu. Eğitim, spor ve operasyon öncesi son kontroller için
kullanılıyordu. Havanın kararmasıyla gündüzün kavurucu sıcağı yerini akşam
serinliğine bırakıyordu. Hakim tepeye kurulu askeri birliğin rütbelilere ait
gazino da çalan telefonu duyan yoktu. Üzerindeki hücum yeleğini düzelterek
içeri giren Oktay uzman çavuş telefonu kaldırdı.
“ Alo, Oktay uzman, kimi
aradınız? “
“ Onur asteğmeni, ben
annesiyim de “
“ Evet, tamam teyze ben şimdi
çağırayım oğlunuzu, O da içeri girdi zaten bir saniye veriyorum telefona, iyi
akşamlar. Asteğmenim telefonun var! “
“ Tamam geldim, alo buyurun “
“ Doğum günün kutlu olsun
yavrum! Nice mutlu senelere “
“ Sağol annem, hep beraber
inşallah “
“ Herkesin sana çok selamı
var, nasılsın iyimisin? “
“ Çok şükür, sağlığım yerinde
sizde ne var ne yok? ”
“ Biz hepimiz çok iyiyiz. Şey
haberlerde senin oralardan bahsetti, operasyonlar devam ediyor diyor biraz
telaşlandıkta seninle alakası var mı ? “
“ Yok haberim biliyorsun
geleli bir hafta oldu daha yeni etrafı tanıyorum. Haberlerden mi duydun ne
zaman olmuş. “
“ Dün akşam dinledik aslında
senin ilçeye yakın ama demek haberin yok. “
“ Kıdemli arkadaşlara bir
sorarım neymiş diye “
Bu arada Ahmet astsubay
gazinonun kapısından işaret edip duruyordu:” hadi artık, komutan gelmek üzere”
“ Tamam iyi akşamlar,
ellerinizden öpüyorum, selamlar “
Telefonu
bırakıp, tüfeğini omzuna attı ve hemen ön taraf da sıralanmış kamyonların
arasında timinin başına geçti. Hemen askerlerini kontrol etti, herkes tamamdı
eksik yoktu. Bu telefonu da atlattık bakalım dedi içinden. Evdekilerin
gerginliği telefonda çok netti buna çare olarak beyaz yalanlar söyleyerek
durumu geçiştiriyordu. Birliğe katılalı bir haftaydı ama iki adet küçük de olsa
operasyon tecrübesine sahip olmuştu. Daha tüfeğini sınama fırsatı bile
yakalayamamıştı. Telefonda bahsi geçen çatışma diplerinde olmuştu. İhtiyat
birliği olduğu için o gece hazırda beklemişti. Derken bölük komutanı gözüktü.
Hazır ola geçildi, yüksek tutuş emri ile silahların namlusuna mermiler sürüldü
ve kamyonlara binildi.
Gecenin
karanlığında yolda ilerlerken görünmemek için farlar sönük gitmeye alışmaya
başlamıştı. Bu sayede etrafı daha iyi görebildiğini fark etti. Evdekiler acaba
gerçekten sözlerine inanıyorlarmıydı? Ya da inanmış gibi yapıyordu. Bunu zaman
gösterecekti daha önünde bir yılı var.
“Gittiği
yere kadar” diye mırıldandı. Şoförün:” Bir şey mi dediniz komutanım?” sorusuna
yok bi şey diyerek geçiştirdi. Gecenin karanlığı çökmüş gökte sadece yıldızlar
görünüyordu. Aysız gece, en uygun operasyon dönemi zifiri karanlıkta sen
görmekte zorlanıyorsan görülmen de zordur. Ses disiplini de sağlanırsa
hedeflenen noktaya ulaşılırdı. Eğirdir dağ komando okulundaki ders notları
aklına geldi. Eğitimler sonrası çok yorulduklarını tartışırlardı
arkadaşlarıyla, halbuki terhisten sonra bir araya geldiklerinde bu sefer
çiftlik olduğunu konuşacaklardı. Gerçek yorulmayı görev aldıkları bölgelerde
göreceklerdi.
Birden
kamyonlar yol kenarına park etmeye başladılar. Bu noktadan sonra yürünerek
devam edilecekti. Önde tecrübeli tim, ortada ise kendisinin bulunduğu tecrübesi
az olan tim ve arkada ise gene tecrübeli bir tim olduğu halde sıralanıldı.
Herkes önündekini görecek mesafede araları açarak yürüyecek ve kesinlikle ışık,
ses çıkarılmayacaktı. Timin ortasında yürümeye başladı, bölük komutanı ile
yakın mesafedeydi aralarında iki asker vardı. Komutan telsizle konuşabilmek
için zaman zaman mola veriyordu. Molalar dinlenme için gözükse de hemen
askerlerini kontrol ediyor uyarılarda bulunuyordu. Sürekli rampa çıkılmasına
rağmen yürüyüş hızının düşmediğini fark etti. Yavaş yavaş bir tepenin zirvesine
yaklaşıyordu. Ama zirveye çıktığını sandığı anda önünde yeni bir zirve
görünüyordu. Yürünülen dar patikaya iki ayağını yan yana koysa sığmayacağı
kadar dar olan kesimlerinde tedirginliği artıyordu. İlk operasyonda su toplayan
ayak parmakları iyileştiği için en azından acı hissiyatı azalmıştı. Zamanla
nasır tutacaktı o parmaklar ve izlerinin silinmesi yılları bulacaktı.
Ani bir duruş ile irkildi
herkes, zirveye yaklaşmadan olmasının sebebi birazdan anlaşılacaktı. Bölük
komutanın sesi telsizden geldi: “ çok sessiz bir şekilde tepeye yerleşilecek”
Bölük
adımlarını daha dikkatli atarak ilerliyordu artık. Sanki parmak ucunda
yürünüyordu. Bir şey olacağına dair içinde bir his vardı. Derken yanılmadığını
fark etti. Bölük komutanı diğer bölüğün komutanı ile tepenin altındaki köye
bakarak konuşuyorlardı. Bu iki adamın bir araya gelmesi sebepsiz olamazdı.
Yanlarından geçerken komutanın postasını yanına çekti:
” Ne oldu? Niye durduk?”
“
Aşağıdaki köye girmek üzere olan bir gurup gördük. Ne yapacağımıza karar
verecekler”
Süper, dedi içinden doğum günümü çatışarak geçireceğimi
hiç düşünmemiştim.
devam edecek...


